Translate geri kalmayın dünyalılar

English French German Spain Italian Dutch Russian Portuguese Japanese Korean Arabic Chinese Simplified

this widget by www.AllBlogTools.com

29 Şubat 2012 Çarşamba

Kore sevgisi yüzünden novalyamo'nun yaşadıkları

Evet blogumda sizlerle aslında Koreli avı günlüklerimi paylaşmak istiyorum nerden çıktı bu Kore sevgisi sorusunu soracağınızı bildiğim için hazırlıklı geldim.


Öncelikle Kore nerdedir,kaç parçadır?novalyamo bu parçalaradan hangisini sevmektedir? sorularıyla başlamak istiyorum.
Yok o kadar geriye gitmeyeceğim vazgeçtim,Kore nerede hala bilmiyorsanız açın bir dünya harıtası Asya kıtasına doğru bakın,dünyalılar oraya Uzak Doğu diyorlar,hala bulamadıysanız kapayın bu sayfayı ve benim hayattaki amacım ne?Ben niye bu dünyaya geldim diye kendinize bir sorun.
Evet bildiniz maalesef Kore 2 parçadır(parça diyorum aslında Kore 2'ye ayrılmıştır hiçbir şeyden bilmiyorsanız otobüste yer vermemek için uyuma numarası yaptığınız Kore gazilerimizden bilirsiniz!)
Novalyamo bu 2 parçadan, gazilerimizin uğruna savaştığı Güney kısmını sevmektedir.
(Not:Koreli,Japon,Çin ayrımını yapabilen ben henüz Kuzey-Güney Koreli ayrımını yapamamaktayım,ama bunu keşfettiğim gün sizinle de paylaşacağım.)


Bu blogu okuyanlar muhtemelen yeterince "OPPA" kavramından haberdar oldukları için,Kore'ce terimleri açıklama gereği görmüyorum...
Ama olur ileride meşhur bir blogger olurum hayranlarım sayfamı aşındırır bize Kore'ce terimler sözlüğünü de yaz derlerse o zaman yazarım,henüz gerek görmüyorum.
(NOT:Vazgeçtim Oppa'yı açıklama gereği duyuyorum.
OPPA:Kore'ce ağabey anlamına gelen bir kelime olmasına rağmen Kore dizisi izleyen Türk gençliği-kızları- arasında yaşına bakmaksızın yakışıklı erkek demektir,en azından benim içın öyle-hatta yakışıksız ama Koreli olması da o şahsa oppa denmesi için yeterlidir - eldeki imkanlar sınırlı yetinmeyi bilmek gerekir!)
Ben kore dizilerine kendimi kaptırmış değilim,bu önyargıyı bir kenara bırakalım bir kere...
Sadece o dizilerdeki Oppalara kaptırmış olabilirim o ayrı!
Gelelim bu Kore sevgisinin hayatım üzerindeki tahribatlarına;
Gece gündüz Kore dizisi izleyince ne olduğunu bilenler okursa öncelikle daha anlaşılır olacaktır çünkü:




1)Geçen sene iş görüşmesinde ilk kez patron beyle görüşmeye gittiğimde gayri ihtiyari  Kore usülü eğilerek selam vermiş ve kapıdan da tekrar eğilerek  ve yüzüm kapıdan çıkana kadar patrona dönük bir şekilde(Kore'de büyüklere k..ç dönülmez-evet Bülent Ersoy'un dediği gibi aynı zamanda)yine selam vererek çıkmıştım.
patron deli olduğumu sandı şüphesiz acıdı halime yüzündeki acı gülümsemeden herşey ortadaydı ama işe aldı beni sonra ben açıklamasını yaptım kusura bakmayın kendimi kaptırmışım böyle böyle diye de adamcağız koptuydu,zor toparladık (neyse Allah'tan mimarın delisi makbule geçiyo da alttan aldılar beni )
2)Sonra her gördüğüm Koreliyi yoldan çevirip kendime zorla Oppa yapıyorum ama bu sekilde 2 oppam oldu cok da romantik anılarım var.(bu arada 2 de dongseng(Korece kardeş) yaptım ama onları da sonra anlatacağım "Oppas first!"

3)Kore dizilerindekiler gibi giyinip(onların nasıl giyindiğini biliyorsanız zaten halime çoktan acımışsınızdır yok eğer bilmiyorsanız birgün bir toplu taşıma aracında böyle gözlerinizi acıtan tonlarda kabarık etekli birine rastlarsanız işte o benimdir ve anlamış olursunuz.)  onlar gibi konuşuyorum Türk değilmişim gibi davranmaya başladım yakında adaptasyon teorisine göre gözlerimin yavaştan çekikleşmeye baslaması lazım bekliyorum...
4)Okulda 
sınıftan,işte ofisten cikarken Jalgaaa! Girerken anneyounghase-yo diyorum ofis ve okul arkadaşlarım da öğrendi durup durup neydi yaa diye sorar oldular.(adaptasyon diyorum işte.)

(Jalga:Korece güle güle,anneyounghase-yo da dogru tahmin ettiniz merhaba,selamün alyküm anlamına gelmekte,ve aleykümselamı henüz kapamadım kapınca ilk iş sizlere yazacağım.)
5)ipod'um sadece korece şarkılarla dolu(BKZ:şu anda BIG BANG -FANTASTIC BABY dinliyorum-evet hemen gidip google'da arattırın nasıl bir şarkı diye durduğunuz kabahat.)






Otobüste,metroda,metrobüste,trende,tramvayda,vapurda(kaptırmışım kaldi mı saymadığım?) bilimum toplu taşıma araçlarında kendimi kaybedip nomu- saranghe(bunu da bilmeyiverin) ...şeklinde şarkı şöylediğimi farkedip susuyorum.
6)Kitap okuyorum diye elimde hep bir manga leynn adamlar ne kadan da güzel çiziyolar ben niye çizemiyorum diye on saat bir sayfaya bakıp duruyorum.(Ama dışarıdan bakınca manga bu, okuması zor olsa gerek diye düşünenler olduğü içın bir sayfaya uzun süre bakmanız ayip karşılanmıyor.) 
Bu arada aklıma geldi,dün yine bir kitap,kaset satar dükkanına(bloggerlıkta yeniyim marka adı verebiliyor muyuz,RTÜK kapatmaz değil mi?-D&R- gittim acaba sizde "manga" var mı dedim.
Genç Türk evladı delikanlı manganın hangi albümünü istiyosunuz diye sorunca,benim mangadan ses çıkmıyo bu sessiz manga dedim ama anlamadı ben de bozuntuya vermeyip devam ettim.Çünkü ne demiştim ilk sayfada mühim olan rezil olman değil onu nasıl taşıdığıdır...İşte ben böyle taşıyorum.) 
Şimdilik aklıma bu kadarı geldi novalyamo'nun Koreli avı günlüklerine geçmeden bir ön bilgi olarak yeterli olduğunu varsayıyorum,aklıma geldikçe de eklemelerimi yaparım.


Tüm bunların üzerine hadi bakalım,
Demet Akalın diyerekten Koreli avı günlüklerime başlamak üzere yola çıkıyorum...(bitirirken üç noktayı seviyorum.)

dogal ortamında novalyamo'nun amaçları,hedefleri,sentezleri,sonuçları

Bu blog'un açılmasındaki sebep:İçimde kalan anılarımdır, hatta niye bir tek benim içimde kalsın,yazayım başkalarının da içinde kalsın'dır...
Elimde patlayan olaylar,doğal ortamında novalyamonun temel yapı taşlarıdır.
Bu hikayeler tamamiyle gercektir,hiç bir "fiction" (kurgu) kurum, kuruluş veya şahıs kullanılmamıştır.
Sizlere zaman zaman sahte gibi gözükebilir ama belgelere dayanmaktadır.
Bu blog ağdalı bir dile sahip değildir veya edebi bir metin amacı gütmemektedir.
İmla kurallarında dikkatli ama noktalamalarda sorunları görülebilir... (örneğin burada üç nokta kullanılır mı çok emin değilim,ama gordüğünüz üzere "mi" soru eki ayrı yazılmıştır.)
Anlattığım hikeyelerden gençler ders alsın,aynı hataları yapmasın,ya da(BKZ:ya da ayrı yazılır-şu anda kendimi ispatlama aşamasındayım ilerde her imla kuralını açıklama gereği duymayacağım sonuçta hepimiz Türk'üz keza yabancılar da okursa zaten ne yazsam yerler sorun yok yani-) yapsın ama yaptıktan sonra benim gibi burda utanmadan umuma açmasın.


Rezil olmak ayıp değildir,önemli olan rezil olduktan sonra onu nasıl taşıdığınızdır.(Büyük söz ettim Konfüçyüs mezarında ters dönmüştür...(yine üç nokta(?) )


Amaçları anladıysak gelelim hedeflere:Hedefim rezil olmayan bir gençlik yetiştirmek demek isterdim ama değil,
hedeflerim rezil olduktan sonra hiçbir şey olmamış gibi davranabiletesi yüksek nesiller yetiştirmektir.(Vurdum duymazlık değil kesinlikle yanlış anlaşılmasın.)


Çünkü novalyamo doğal ortamında ahan da böyledir: